İnternet Kütüphanesi: Sabah Kahvesi #2

28 Eylül 2016 – Tarihinde “Sabah Kahvesi – İnternet Kütüphanesi”adında yeni bir liste oluşturduk. Bu listenin amacı Bilgisayar denen illeti bir “Nimet” olarak kullanabilmek. İlk yazımızda bu internet sitelerinden sadece 5 tanesini yayınlamıştım ve bugün uzun bir aranın ardından 5 tane daha yayınlayacağım.

İnternet Kütüphanesi: Sabah Kahvesi #1‘e gitmek için TIKLAYINIZ.


 

1) www.etkinlik.com.tr: Ben İstanbul’da yaşıyorum ve İstanbul’a yeni taşınmış olan birine göre etkinlikleri takip etmek o kadar da kolay değil. Hele ki benim gibi Tiyatro , Konser , Seminer tarzındaki etkinliklere katılmaktan mutluluk duyan birisi için hiç kolay değil. “Etkinlik.com.tr“ise bu derdimiz ortadan kaldırıyor. Siteye girdikten sonra karşımıza Vitrindeki Etkinlikler çıkıyor. Burada en güncel etkinlikleri görebilir çok az üstünde bulunan şehir seçme bölümünden ise sadece Kendi Şehrinizde bulunan etkinleri görmeye başlayabilirsiniz.

2) www.arikovani.com: Arıkovanı , en yenilikçi projeleri destekleyebileceğin ya da geliştirdiğin teknoloji projesinin hayata geçebilmesi için ihtiyaç duyduğun kaynağa toplum desteği ile ulaşmak için kullanabileceğin bir platformdur; diye tanımlamışlar kendilerini. Gayet de güzel tanımlamışlar , bizlere bir şeyler bırakmamışlar.Varsa bir desteğiniz veya projeniz , sizleri Arıkovanı’na bekleriz.

3) www.girisimhaber.com: Girişim Haber , ülkedeki Ticari ve Siyasi durumun güncel piyasayı ne şekilde etkilediğini ve neden etkilediğini bizlere haber niteliğinde gösteren bir haber sitesidir. Kısa biçimde anlatacak olursak: Ülkedeki Ticari ve Siyasi konuların yer aldığı bir Haber Sitesidir. Girişimcilerin son durumu takip edebileceği gayet başarılı bir Haber Sitesi olmuş.

4) www.paratic.com: Paratic.com bir kişisel gelişim sitesi olmasının yanı sıra Türkiye’de yapılabilecek yatırımlar , sektörler ve ekonomik haberleri detaylı ve güzel bir üslup ile yayınlayan , aslen bir para sitesi.

5) www.1000kitap.com: 1000kitap.com son 1 hafta içerisinde keşfettiğim ve gerçekten çok hoşuma giden bir site. Bu site üzerinden okuduğunuz , okumak istediğiniz veya yarıda bıraktığınız kitapları görebileceğiniz , aynı zamanda sevdiğiniz kitaplara veya kitap türlerine göre sizlere yeni kitaplar öneren , yeni kitaplar keşfetmenize olanak sağlayan benim gibi kitap aşıkları için mükemmel tasarlanmış.


Sabah Kahvesi kütüphanesinin 2. bölümünü de yayınladığımıza göre benim okula gitmem gerekiyor , Haydi Selametle..!

Reklamlar

“28’den Önce 28”

Ölmeden önce yapılacaklar” adı altında bir hayal listem yok , doğru. Onun yerine içerisinde 100’lerce maddeyi barındıran planlarım var. “28’den Önce 28” ise 10 Yıl sonra ortaya nasıl bir “Mehmet” çıkacağını gösterecek. Yani aslında her şey , planların yolunda gitmesini veya gidebilmesini sağlamak için bir tedbir.


Fakat olay benim için her ne kadar bu denli ciddi dahi olsa , işin içerisinde biraz da olsa mutluluk , eğlence veya bir tutam aylaklık katabiliriz diye düşünüyorum :). Ve elbette bu listeyi hazırlamak içinde , kafamda bir plan var , şunun gibi:

Daha deminde söylediğim gibi liste 10 Yıllık olacak , yani ilk 5 Sene Üniversite , son 5 sene Vahşi Hayat! Bunun sebebi ise: Planlarımın işleyişini en ince ayrıntısına kadar yönetebilmek. Ayrıca o kadar da sıkıcı bir insan değilim elbette işin içerisinde eğlence de var ;). Peki bu Nasıl mı olacak? Buyurun sizi Listemize alalım:



#1 Üniversite’den mezun ol.

#2 Kendi şirketinin sahibi ol.

#3 Kendi evine çık.

#4 Binicilik eğitimi al.

#5 Aktif bir YouTube kanalı aç.

#6 Motosiklet kullanmayı öğren ve bir Motosiklet-Araba sahibi ol.

#7 Girişim Savaşçısı” eğitim programına katıl ve başarıyla tamamla.

#8  Dünya’nın 7 Büyük Harikasını gör.

#9 Bateri kursuna git.

#10 CycleCross , Dağcılık ve Yamaç Paraşütü yap.

#11 Dövüş sporlarından birini öğren.

#12 Çizim kursuna git ve karikatür çizmeyi öğren.

#13 Türkiye Girişimcilik Vakfı“na katıl.

#14 Aşçılık kursuna git.

#15 Bungee Jumping ve Rafting yap.

#16 Londra , Roma , NewYork , Dubai , Tokyo gibi büyük şehirleri gez , gör ve

hepsinin teker teker kurgu videolarını hazırlar.

#17 Üniversite bittiğinde Türkçe , İngilizce ve Arapça olmak üzere 3 dil bil.

#18 Üniversite bittiğinde , en az 85-100 arası kitap okumuş ol.

#19 Saz çalmayı öğren.

#20 Kılıç kullanmayı ve ok atmayı öğren.

#21 Young Entrepreneur Council (YEC)’e üye ol.

#22 Adobe Photoshop , İllustrator , After Effects ve Premiere Pro öğren.

#23 23 ila 25 yaşların arasında Dil bilgine Rusça ve Japonca‘yı da ekle.

#24 Fotoğrafçılık kursuna git.

#25 Kar amacı gütmeyen bir Vakıf kur.

#26 Paisho oyununu öğren.

#27 Jetski ve ATV’ye bin.

ve , gönül rahatlığıyla “Ya bu benim HAYALİM!” diyebileceğim ve sadece kendimi düşünerek istediğim tek madde:

#28 1967 Model – Ford Mustang Shelby GT Elanor“u Hurda iken al ve kendi ellerinle gıcır gıcır yap.


Evet Ahali.. Son sözleri söylemeden önce , bu listeyi hazırlama fikrini , bana işleyen “Hayallerimde Ben” BLOG sayfasının sahibi “Ebru Kaya” ya sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Hayallerin olduğu sürece , sen gerçekten çok güçlü bir kadınsın. Hayallerinden vazgeçme..!

Son sözlere gelecek olursak: Elbette bu liste , küçük de olsa değişikliklere uğrayabilir. Her ne olursa olsun , bütün maddeleri hakkıyla yapabilmek dileğiyle..

Haydi Selametle..!

İnsan , kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret edemedikçe , yeni okyanuslar keşfedemez.

İnternet Kütüphanesi: Sabah Kahvesi #1

4-5 Ay önce kendi bilgisayarım üzerinde yeni bir kütüphane oluşturdum; “Sabah Kahvesi”. Bu kütüphane içerisinde , her sabah uyandığımda mutlaka 1 defa okuyacağım veya okumam gereken İnternet sitelerini barındırıyor. Bu İnternet sitelerinin neler olduğu veya hangi konuda paylaşımlar yaptıkları sorularını cevaplamadan önce bu yazıyı neden yazdığıma geleceğim.

“…aslında bu alet bir nimet. Sadece bunu faydalı-zararlı şekilde kullanıp kullanmayacağınız sizlerin vermesi gerek önemli bir karar. Bilgisayarın başına geçip , saatlerce oyun da oynayabilirsiniz? Veya bilgisayarın başına geçip , belirlediğiniz size faydalı olacak olan İnternet Sitelerini-Blog Sayfalarını-Youtube Kanallarını-Gazeteleri okuyup , izleyebilirsiniz.”

Bu yazı 20 Eylül günü paylaştığım “Asla Pes ETME!“başlıklı yazının ufak bir kısmı. Bu ufak kesitin hemen arkasına küçük bir @Dipnot geçtik:

Adsız.png


Ve karşınızda , söz verdiğim gibi: İçerisinde 15 faydalı İnternet sitesini bulunduran “Sabah Kahvesi” kütüphanesinin bir kısmı:

@Dipnot: Her yazıda , Kütüphanenin içerisinde bulunan 15 Farklı sitenin sadece 5 tanesini paylaşacağım.

1) www.istanbul.com :Daha çok İstanbul’da yaşayanlara veya İstanbul’a gezmeye gidecek olanlara hitap eden bir İnternet sitesi. Ben bu siteyi “Konser,Sinema,Mekan,Gezi vb” tarzındaki yeni haberleri takip edebilmek için kullanıyorum. Mesela “Cihangir’de bir tur atalım mı?” dese hayır diyecek halimiz yok herhalde :).

2) www.onedio.com : Ego kasmak için “Onedio Testlerinden” daha güzeli olduğunu zannetmiyorum. O sorulara en gereksiz cevabı da versen Onedio Editörü için Kralsın (Bunlar hep pazarlama tekniği..). Şaka bir yana gerçekten eğlendiren Testleri , güncel haberleri takip etmenizi sağlayan Platformu ile gönüllerimizi kazanan Onedio , “Sabah Kahvesi” kütüphanemizin 2. sırasında yer alıyor.

3) www.tr.pinterest.com : Pinterest’e ilk giriş yaptığınızda sayfa size bir soru yöneltiyor: “İlgi Duyduğunuz Konular Nelerdir?” ve sizlerin verdiği cevaplar doğrultusunda sizin Ana Sayfanızı , sizlere göre düzenliyor. Mesela benim sayfamda: Teknoloji , Kıyafet , Araba , Motor , Edebiyat ve Mimarlık tarzında konular ile ilgili paylaşımlar bulunmakta. Fakat Pinterest’in ana görevi , bizlere gösterdiği farklı farklı tasarım fotoğraflarıyla hayal gücümüze güç katmak oluyor.

4) www.500px.com : 500px tamamen bir Fotoğraf paylaşım sitesidir. Aynı Pinterest gibi başlangıçta Hobiniz olan konuları seçiyorsunuz ve site karşınıza ona göre fotoğraflar çıkartıyor. Lakin burada bir fark var. 500px üzerinde paylaşılan bütün fotoğraflar Ultra HD kalitesinde olmak zorundadır ve bu fotoğraflar sadece belirli ücretler karşısında indirilebilmektedir. Burada bizim ilgimizi çeken nokta: İş bu denli ciddi olunca , fotoğrafların kalitesi ve güzelliği de bi hayli fazla oluyor. Ve bazen gördüğünüz güzel bir fotoğraf gününüzün başlı başına harika geçmesine neden olabiliyor.

5) www.ted.com : TED her iki yılda bir Kaliforniya, Monterey’de düzenlenen bir konferanstır. Bu konferansın varoluş amacı, farklı alanlardaki ileri derecede bilgi sahibi kişilerin bilgi alışverişine zemin oluşturmaktır. Yani TED sizlerin bir çok alanda bilgi sahibi olmanızı sağlayacak olan platform’dur. Sabah kalkın , elinize kahvenizi alın ve geçin bu kısa videolardan 1-2 tane dahi olsa izleyin , pişman olmayacaksınız.


Evet Ahali.. Kütüphaneyi neden 3’e böldüğüm konusuna gelecek olursak: Eğer bütün siteleri tek seferde verecek olursam yazı çok uzun olur , yazı çok uzun olursa siz okumazsanız , siz okumazsanız benim bu yazıyı yazmamın bir manası kalmaz.

O halde , Haydi Selametle..!

“Şehr-i İstanbul” – İlk Gün Muharebesi

İstanbul ile olan kavgam daha Otobüsün içerisindeyken başladı. Başlangıç olarak sayın , sevgili kaptan beyciğime söyleneceğim. Çünkü kendisi yaklaşık 6-7 saat boyunca süren koskoca yolda sadece ve sadece 30 Dakika mola verdi. Bunun yanında sanki Güneşi otobüsün içerisinde taşıyormuşçasına kasıp kavuran bir sıcak vardı , gene sevgili kaptancığıma defalarca söylememe rağmen Klimayı açmadı. Kendisine sevgi dolu selamlarımı yolluyorum :).


Ve merhaba “Şehr-i İstanbul”. Daha güne başlamadan başlayan trafik ilk günden canımdan can aldı demem çokta yanlış olmaz diye düşünüyorum. (Daha dur sen ne canlar vereceksin o yollarda , Diyenleri duyar gibiyim.) Trafik problemi yetmezmiş gibi birde koşuşturma girdi işin içerisine.

Alibeyköy Cep Otogarına indikten sonra ilk işim Kağıthane deki Yurduma gitmek oldu. Malum sırtımda eşek yüküyle bir çanta ve elimde koca bir valizle geziyordum. Yurda servisle gidiyordum ve GPS denen meretin hainliğine uğrayarak maalesef ki erken indim. (Haydaa..) Şimdi yürü bakalım o eşyalarla yürüyebilirsen. Allah’tan yürümeye alışkınım aksi taktirde , şuan bu satırları yazmak yerine kendime gelmekle meşgul olurdum.
Her neyse , en sonunda allem ettim kallem ettim bir şekilde yurda ulaştım , yerimi hazırladım ve başladım yurdun karşısında bulunan cafede kahvaltı etmeye.

@Dipnot: İstanbul’a koştur koştur gelmemin sebebi: Derslerim Türkçe lakin ben İngilizceyi düzgün öğrenmek için ilk senemi “Seçmeli Hazırlık” okuyarak geçireceğim. Fakat kayıt esnasında bir hata olmuş ve beni Hazırlık sınıfına kayıt etmek yerine direk 1. sınıftan başlatmışlar. Bende bu problemi çözebilmek için İstanbul’a doğru yola koyuldum.

Yemeğimi yedim , çayımı içtim ve başladım okula gitmeye. Okula 15 Dakika yürüme mesafesinde olan Yurdum işimi baya bir kolaylaştırdı. Bunun yanında sağolsun okulumun “Öğrenci İşleri” kaydımı 1. Sınıftan tekrardan Hazırlık Sınıfına geçirme işlemini 2 Dakika içerisinde tamamladılar. Ancak buradaki sorun 14:00’da  okulumun Osmanbey kampüsünde yapılacak olan “İngilizce Kur” sınavına yetişebilmek. Ben okuldaki işlemlerimi tamamladığımda saat yaklaşık olarak 10:30 ile 11:00 arasındaydı ve benim Kağıthane’den – Osmanbey’e nasıl gideceğim hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. En sonunda okulun güvenliğinden bana nasıl gideceğimi tarif etmesini istedim ve parkın karşısındaki yoldan Taksim veya Şişli Otobüs-Dolmuşlarına binmemi söyledi (İstanbul Kartımın içerisinde para olmadığı için Otobüse binemedim). İşin kötü tarafı 30 Dakika boyunca 1 tane bile Taksim-Şişli arabası geçmedi. Bende son çare olarak dolmuşlardan birini çevirdim ve beni Şişli arabalarından birisine bindirmesini rica ettim (Yalvardım da denebilir ama sağolsun herkes yardımcı oldu). Şişli dolmuşuna bindim , son durakta indim ve metroyla Osmanbey’e gidip , okuluma geçtim. Okula gittiğimde saat 12:00’dı ve sınavım saat 14:00’da başlayacaktı. Fakat ben o kadar yorgundum ki bırakın İngilizce sınavından geçmeyi , adımı dahi kimliğime bakarak söylüyordum (Şaka değil , gerçekten kimlikten baktım).

Neyse saat 14:00 oldu , sınava girdim-çıktım ve ne göreyim? Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor (Hava sıcak diye ceketin içerisindeki poları çıkartıp , yurtta bırakmıştım). Mecburen üzerimdeki ceketi çıkarttım ve koştur koştur metroya gitmeye başladım. Osmanbey metrosunda binip , Şişli metrosunda indim. Ardından TrumpTowers’a yürüdüm ve oradan 48 Numaralı Kağıthane Otobüsüne bindim. Yanlış hatırlamıyorsam yurda geldiğimde saat 17:00’dı. Yurda girdim sadece 5 Dakika gözlerimi dinlendireceğim niyetiyle başımı yastığa koydum ve saat 19:00’da başlayacak olan “Video Mülakat”ımı beklemeye başladım. Gözümü açtığımda saat 18:00’dı ve benim acil birşeyler atıştırmam gerekiyordu çünkü sabah yediğim 2 küçük poğaçayla duruyordum. Her neyse kalktım yemeğimi yedim , Mülakatıma katıldım (Elbette geçtim 👍) ve saat 23:00’a doğru bu işkence gibi güne gözlerimi yumdum.


Fazla uzun bir yazı olduğunun farkındayım ancak İstanbul’a , Üniversite için ilk defa geliyorsanız , ilk gün için hazırlıklı olmanızı tavsiye ederim. Mesela:

  • Havanın sıcaklığına veya havanın açık olmasına aldanmayın , yanınıza illaki bir polar veya yağmurluk alın.
  • Her an işiniz çıkıp , bir yerlere gitme ihtimalinize karşılık: İkamet ettiğiniz yerden (Oturduğunuz ev veya yurttan) İstanbul’un merkezi yerlerine “Nasıl? & Ne Şekilde?” gideceğinizi öğrenin.

Evet Ahali.. Yeter Ulan! Bitir artık şu yazıyı söylemlerini duyar gibi olduğumdan , okuduğunuz için teşekkürlerimi ileterek burada noktalıyorum.

Haydi Esen Kalın..!

Gezmek , bir zamanlar insan ve evren arasında var olan uyumu tekrar kurar.

-Anatole Fran

1c5c62ac-c923-4b87-98a8-80c03f6642fd

“Şehr-i İstanbul” – Yeni Seri Duyurusu

Şuan siz bu satırları okurken , ben otobüse binmiş “Şehr-i İstanbul“a doğru gitmekte olacağım. Ve evet , İstanbul’a taşınma hayalimi de en sonunda gerçekleştirmiş bulunmaktayım , bu maddenin de üzerini çizebiliriz.


Şehr-i İstanbul” başlığı altında oluşturduğum bu seride: İstanbul’un baş rollüğünü yaptığı ve içerisinde bir Üniversite öğrencisinin hayatını barındıran bir Hikaye , belkide bir Film vereceğim.

Bu hikayede: İstanbul’a Üniversite dolayısıyla taşınan bir öğrencinin ilk gününden son gününe kadar yaşadıklarını , gördüklerini , gezdiği yerleri , yorumlarını , tavsiyelerini ve hatta çektiği zorlukları anlatacağım. (Kendimden bahsediyorum…)

Anlatacağım bu hikaye elbette yaşanan her günü içerisinde barındırmayacak. Şayet öyle yaparsam çok saçma ve gereksiz bir seri olacağı tahmin edilebilir. Onun için bu hikayeyi “Önemli , güzel ve bir o kadar da kayda değer olayları içerisinde barındıran” bir günlük gibi düşünün.


Önümüzdeki yıllar içerisinde nelerle karşılaşacağımızı ve bu seri bittiğinde (Mezuniyetten bahsediyorum) elimizde nasıl bir Hikaye olacağını hep birlikte göreceğiz. Serinin ilk bölümünü de bu yazının hemen ardına paylaşacağım bilgisini vererek huzurlarınızdan ayrılıyorum.

Haydi Esen Kalın..!

Ne şiirler nede şarkılar. Sana en çok , Ezanlar yakışıyor.

-İstanbul

1479394_527832353980223_762082195_n

Özgüven Sahibi Olmak için: 7 Basit Madde

Çağımızın en büyük sorunlarından birisi “Özgüven”. Belkide yüzlerce hatta binlerce zehir gibi gencin sırf Özgüven eksikliğinden dolayı heba olduğu illet bir problem.

Özgüven eksikliğinin sebebi çok önemli olmamakla birlikte , bu problemi aşmanın birçok kolay ve etkili yöntemi bulunmaktadır. Birkaç aydır bu konu üzerinde araştırma yapıyorum ve sizlerin en hızlı , en basit yoldan bu problemi aşabilmeniz için bazı notlar çıkarttım.


1) İnsanları dinleyin , onları önemsediğinizi hissettirin. 

İnsanları dinleyin ve ayıya dayı demeyi öğrenin. Bırakın karşıdaki kişi konuşsun , bırakın kendini anlatsın , bırakın kendini övsün , bırakın egosunu tatmin etsin. Siz sadece dinleyin ve ona hak verdiğinizi belli edin.

Başkalarını inandırmanın en iyi yolu, onları dinlemektir.”

-Dean Rusk

2) Kıyafetleriniz içinizdeki cevheri ortaya çıkartsın.

Kıyafetlerinizi sadece giyinmek için giymeyin. Müsade edin üzerinizdeki kıyafet etrafa “Ben Buradayım!” diye bağırsın. Kıyafetleriniz üzerinize otursun , size yakışsın. İnsanlar her ne kadar “Görünüş benim için önemli değil.” dese dahi , ilk notu görünümünüzden verir. Burada olay Yakışlı/Güzel olmak değil ve inanın bana bu çok da önemli bir unsur değil.

Kendinize olan inancınızı kaybetmeyin. İzin verin , kıyafetleriniz sizin içinizdeki ışığı saçmak için bir araç olsun.

Güzel bir kıyafet, iyi bir tavsiye mektubudur.”

-Sultan II: Abdulhamit Han

3) Gülümsemekten çekinmeyin.

Gülmekten asla ama asla vazgeçmeyin. Gülmek insanın içerisinde güzelliği , olgunluğu , neşeyi ve yaşanmışlıkları ortaya çıkartır. Bırakın gülümsemeniz hiç kimselere anlatamadığınız acıları ortaya çıkartsın , bırakın gülümsemeniz dilinizin varmadığı neşeyi ortaya çıkartsın ve bırakın gülümsemeniz , içinizdeki ışıltıyı ortaya çıkartsın.

En güzel gülenler , Yüreklerinde En Büyük Acıyı Taşıyanlardır.

4) Ağzınızdan çıkan ile yaptıklarınız uyumlu olsun.

İnsanlar sizin hakkınızda konuşurken: Ya bu Adam/Kadın ne söz verdiyse tuttu , ağzından ne çıktıysa sonuna kadar arkasında durdu! diyebilsinler. Kısacası , sözünüzün eri olun. İnanın bana hayatınız daha da güzelleşecek.

Düşündüğünü söyle , söylediğini yap , yaptığının arkasında dur; Ama dikkat et sözünün altında ezilme.”

-Hz. Mevlana

5) İnsanların arkasından konuşmayı bırakın. 

Size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi , insanlara yapmayın. Özgüven sorununuzu çözmek istiyorsanız , önce insanlara iyi davranmakla başlayın.

Dedikodu: Basit ruhlu insanların eğlencesidir.”

-Pierre Corneille

6) Öğrenmeye açık bireyler olun.

Hayatta her zaman , karşınıza sizden daha da bilgili insanlar çıkacaktır. Unutmayın 1 İnsan 1 Hayat ve Her Hayat bir “Tecrübe” demektir. İnsanların tecrübelerinden yararlanın.

Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için , Gökyüzünün öğrencisi olmak gerekir.”

-Aliya İzzetbegoviç

7) Yaptıklarınızdan çok , yapmadıklarınızdan pişman olacağınızı unutmayın.

İnsanların çoğu yaptıklarından değil de yapmadıklarından pişmandırlar. Sizce de istediğiniz , hayallerinizi kurduğunuz o kişiyi veya şeyi elde etmek için çaba göstermemek haddinden fazla saçma değil mi? 

Bugün yaşanması mümkün iken , ertelediğin her şey yarının Pişmanlığıdır!


Velhasıl kelam , çok geç olmadan kendinize inanmaya başlayın ve potansiyelinizin farkına varın. Çünkü siz bütün arzularınızı yerine getirebilecek güçtesiniz.

-Hayallerinizden Vazgeçmeyin!-

Haydi selametle..

“Kendine inanmaya başlayana kadar , kendine ait bir hayatın olmayacak.”

-Rocky Balboa

Asla Pes ETME!

Hayatta her kim olursanız olun , her neyle uğraşıyorsanız uğraşın , hedeflerinize veya hayallerinize giden yolda önünüze Büyük-Küçük engeller çıkacaktır. Geçenlerde izlediğim bir motivasyon (Kısa) filminde çok hoşuma giden bir cümle yakaladım.

Hayallerine giden yolda sana engel olan her şeye , Topyekün Savaş Aç!

Çok haklı değil mi? Sana engel olan insanlarla neden barış halinde yaşayasın ki? Pekala , bunu kişiselleştirmeyelim. Olaya kişiler üzerinden değil de daha çok maddeler üzerinden yürüyelim. Mesela bilgisayar? Veya telefon? Veya televizyon? Veya , veya , veya.. Aslına bakarsanız bu yazıyı yazmamdaki amaç bu. Maddeler (Bilgisayar-Telefon-Televizyon vs.) birer engel değiller. Burada bir hata var , onlar birer araç. Yaklaşık 6 Ay önce hayatımda gerçekten çok doğru bir karar aldım: Engelleri birer Araç haline dönüştür!


Kulağa hoş geliyor değil mi? Bilgisayar üzerinden gidelim , aslında bu alet bir nimet. Sadece bunu faydalı-zararlı şekilde kullanıp kullanmayacağınız sizlerin vermesi gerek önemli bir karar. Bilgisayarın başına geçip , saatlerce oyun da oynayabilirsiniz? (Ki ben uzun süre yaptım bir işe yaradığı yok , tecbüreyle sabittir.) Veya bilgisayarın başına geçip , belirlediğiniz size faydalı olacak olan İnternet Sitelerini-Blog Sayfalarını-Youtube Kanallarını-Gazeteleri okuyup , izleyebilirsiniz.

Dipnot: Bu tarz , faydalı Siteler-Bloglar veya YouTube Kanalları ile ilgili yeni bir yazı paylaşacağım ve linki bu yazıya da ekleyeceğim.

Peki ya telefon? İnanın bana , en az bilgisayar kadar telefonun da günahı var. Bırakın her sabah kalktığınızda Facebook’da dolaşmayı! Bırakın gözünüzü açar açmaz Twitter’a sarılmayı! Onun yerine , önce güzel bir duş ardından da lezzetli bir kahvaltı yapın. Gününüzün çok çok daha enerjik , mutlu ve huzurlu geçeceğine garanti veririm.


Maddelerle olan savaşımız kısa sürdüğüne göre kusura bakmayın ama gene insanlara geleceğim yalnız merak etmeyin , sevdikleriniz değil onlar sizin. Ben diğer gruptan bahsedeceğim. Hani şu tek derdi: “Ben yapamadıysam , o hiç yapamaz!” deyip , aslında içten içe sizi kıskanan lakin bir yandan da moralinizi bozan grup. Hayatta her zaman karşınıza çıkacak olan insan tipinden bahsediyoruz sayın , sevgili dostlarım.

Bunlar öyle insanlardır ki: Tuvalette bulunan bakterilerden çok daha hızlı ürer ve yayılırlar. (Ağır oldu galiba?) Siz “Girişimci Ruhlu” kardeşlerim , bu tarz insanlardan çok çok daha öndesiniz. Sizden tek bir ricam var: Bu insanlara boyun eğmeyin!

Haydi Esen Kalın..!

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşa , Yarın ölecekmiş gibi ibadet et.

-Muhammed Mustafa (SAV)

ssstt-azcuk-sesuz-ol-daa
ASLA VAZGEÇME!